Venedik’te Ücretsiz Gezilecek Yerler


Venedik’e gidecekseniz işinize çok yarayacağını düşündüğümüz bir yazı hazırladık. İster İtalya turu yapın, isterseniz sadece Venedik’i gezin, Venedik ücretsiz gezilecek yerler yazımız tam size göre. Venedik’te gezilecek müzelere geçmeden önce şehrin ücretsiz gezebileceğiniz en güzel yerlerini anlatacağımız bu yazımız Venedik turunuzda epey bir tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Venedik’te ücretsiz gezilecek o kadar çok ve o kadar güzel yerler var ki diğer yerlere sıra gelmeden Venedik’e ayırdığınız zaman bitebilir bile. Ama daha uzun süre kalmayı planlıyorsanız merak etmeyin blogumuzda Venedik ile ilgili başka yazılarımız da var. Bu kadarlık girişten sonra hadi artık Venedik’te ücretsiz gezilecek en güzel 10+ yer yazımıza başlayalım. 


1. Venedik’te gezilecek ilk yer San Marco Meydanı:

Venedik gezilecek yerler yazısının ve Venedik turunun ilk durağı San Marco Meydanı ile Venedik gezimize başlayabiliriz. Turistlerin toplanma noktası görevi gören San Marco Meydanı’na geldiğinizi, yan yana dizilmiş belki de yüz gondolu doldurabilmek için turist avında olan gondolcuların tok satıcı gibi elleri ceplerindeki duruşlarını görmenizle anlayabilirsiniz. Sonrasında da zaten tok satıcı olmalarında ne kadar haklı olduklarını anlamanıza neden olan akın akın ilerleyen turist güruhu karşılıyor olacaktır sizi hele bir de yoğun bir sezonda gidiyorsanız Venedik’e. Ve akıntıya kapılıp San Marco Meydanı’na doğru sürükleniyor bulabilirsiniz kendizi. Dar bir nehirden akan azgın suların bir anda metrelerce genişleyen dere yatağında yavaşlaması gibi San Marco Meydanı’na ulaştığınızda kendinizi kalabalıktan kurtarıp etrafın tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz. Öncelikle söylememiz lazım ki gerçekten de Napolyon’un söylediği iddia edilen Avrupa’nın oturma odasına benziyor San Marco Meydanı. Hem de yeni evlerdeki gibi L şeklinde olanlardan.



2. Sultanahmet’ten giden atları ile ünlü San Marco Bazilikası:

Sıra geldi meydanın en güzel yerine, meydana da adını vermiş San Marco Bazilikası’na. Önünde sırada bekleyen turist kalabalığı gözünüzü korkutmadıysa eğer içeriye girip Altın Kilisesi adını almasına neden olan neredeyse bir dönümlük alanı kaplayacak mozaikleri için gezmenizi tavsiye ederiz; üstelik bazilikaya giriş ücretsiz. Eğer diyorsanız sırada bekleyeceğim bir saat benim için bir iki eurodan daha değerli o zaman online alacağınız bilet ile kalabalığın arasından sinir bozucu bir şekilde usulca geçip bazilika ziyaretinize başlayabilirsiniz.

Bazilikanın en çok dikkat çeken yanı ise, San Marco Meydanı’nı arkanıza alarak baktığınızda tam karşınızda duracak olan San Marco’nun Atları. Haçlı Seferleri sırasında İstanbul’dan yağmalanan atlar önce Venedik’te dinlendikten sonra Napolyon ile Paris’e gitmişler. Bugünkü Sultanahmet Meydanı’nı da ziyaret eden atların seyahati tekrar Roma’dan (evet arada bir de Roma’ya kaçırılmışlar) Venedik’e döndüklerinde şimdilik San Marco Bazilikası’nda son bulmuş. Dışarıda göreceğiniz atlar replika, önceden söyleyelim. Eğer orijinallerini görmek istiyorsanız şanslısınız, bazilikanın içindeki San Marco Müzesi’nde (Museo Marciano) binlerce yaşındaki bronz dökme atları ziyaret edebilirsiniz.


3. San Marco Meydanı’nın küçüğü Piazzetta:

San Marco Meydanı eğer Napolyon’un söylediği gibi Avrupa’nın oturma odası ise, oraya varmak için önce holden yani Piazzetta’dan (Küçük Meydan) geçmemiz gerekiyor. Venedik’in lagün ile buluştuğu yer olan ve önünde onlarca gondolun sanki dans ediyormuş gibi sıralandığı Piazzetta, San Marco Meydanı’nın devamı aslında…

Ama San Marco Meydanı’na yönelmiş turist birliklerinin hedeften sapmamacasına uygun adım ilerlediği Piazzetta’nın elbette kendisinden kat be kat meşhur San Marco Meydanı karşısında pek bir şansı yok. Oysa ki biraz daha ilgili gözlerle bakılsa onun da, batı mimarisinin en çok etkilenilen isimlerinden Venedikli mimar Palladio’ya göre antik zamanlardan bu yana inşa edilmiş en muazzam yapı olan San Marco Kütüphanesi’ne, Venedik’in koruyucu melekleri elinde mızrağı ile ejderhaya karşı savaşan Aziz Theodore ve San Marco’yu temsil eden kanatlı aslana ve tabii ki Dükalar Sarayı’na ev sahipliği yaptığı anlaşılacaktır.


4. San Marco Meydanı’nın tam karşısındaki Dorsoduro:

Venedik’in en meşhur bölgesi San Marco Meydanı’nın tam karşısında olan ve aralarından sadece Grand Canal’ın geçtiği Dorsoduro, San Marco Meydanı’na bu kadar yakın olmasına ve göz önünde olmasına rağmen oradaki turist kalabalığından sevindirici bir şekilde nasibini alamamamış ve Venedik’in en güzel kanallarını saklamayı başarmış bir yer. Santa Maria della Salute Bazilikası, Dogane di Mare ve Galleria dell’Accademia’yı ağırlayan Dorsoduro’daki Grand Canal’a dik olan kanallar Venedik’in belki de en güzel yerleri; zamanınız varsa mutlaka uğramalısınız deriz.



Santa Maria della Salute

San Marco Meydanı’nın önündeki küçük meydan Piazzetta’dan da görebileceğiniz Santa Maria della Salute Bazilikası, Venedik’te görülmesi gereken turistik noktalardan birisi. 1630 yılında yaşanan veba salgınında Venedik başpiskoposunun şehrin hastalıktan kurtulması için yaptığı adak ile inşa edilmiş bu bazilika. Yüzyıllar önce bir adak daha adamış başpiskopos, şehrin hastalıktan kurtulduğu günün yıldönümünde herkes bu bazilikayı ziyareti edecekmiş. Bu yüzden 21 Kasım günü Venedik’e giderseniz bazilikanın etrafının çok kalabalık olduğunu ve dini törenleri görebilirsiniz. 

Bazilikaya giriş ücretsiz. Ama eğer zamanınız kısıtlı olduğu için bazilika Venedik’te gezilecek yerler listenizde yerini almayı başaramadıysa da merak etmeyin şehrin birçok yerinden fotoğrafını çekebilirsiniz. Ön cephesindeki heykeller (Mark, Luke, Matthew ve John) ile Grand Canal’ı gezerken fotoğrafçılar için güzel bir obje görevi görüyor.  



Ponte dei Sospiri (Ahlar Köprüsü)

San Marco Meydanı’nın yakınında Venedik’te görülmesi gereken yerlerden birisi daha karşımıza çıkıyor, Ahlar Köprüsü. Bu köprünün bu kadar meşhur olmasının sebebi ise bir rivayete göre dükanın hapishanesine doğru yürüyen mahkumların köprünün üzerinden geçerken son kez çektikleri ahlarmış.

Köprüdeki küçük aralıktan bir daha göremeyecekleri gökyüzünü ve sevdiklerini akıllarına kazıyan mahkumların iç çekişleriymiş köprüye ismini veren.

Bu köprüyü en güzel iki yerden görebilirsiniz. Birincisi Grand Canal tarafındaki tam karşısındaki minik köprü. Ancak burası o kadar kalabalık oluyor ki fotoğraf çekmeyi bırakın bazen üstünde yürümek bile çok zor olabiliyor. Diğeri de Ahlar Köprüsü’nün arkasında kalan çok da fazla kimsenin bilmediği minik köprü. Bu arada söyleyelim dilerseniz Dükalar Sarayı’nı ziyaret ederseniz bu köprüye çıkabiliyorsunuz da.


6. Venedik’in gezilecek bizce en güzel yer Rialto Köprüsü:

San Marco Meydanı’nda Venedik’te görülmesi gereken yerlerin önemli bir oranını gezip, listemizdeki gidilecek yerler listesindeki maddelere birkaç çizik attıktan sonra, sıra Venedik’in ara sokaklarının tadını çıkarmaya geldi. Aklımızdaki hedefimiz her ne kadar Rialto Köprüsü olsa da elimizde harita olmadan birbirinin aynısı gibi görünen sokaklarda, daha doğrusu kanallarda yön bulmak o kadar da kolay değil. Elm Sokağı Kabusu filmlerindeki Freddy Krueger’dan umutsuzca kaçan kızlı erkekli gruptan hatırladığımız o ünlü repliği birkaç kez söylemek olası, “buradan daha önce de geçmiştik”.

Venedik sokaklarındaki sayısız kaybolmalar, yol sormalar, önce kendinden emin adımlarla sola sonra gerisin geri sağa dönmelerden sonra neredeyse 500 yaşındaki taş kemer şeklindeki Rialto Köprüsü’ne (Ponte di Rialto) vardık. Grand Canal’ın ayırdığı San Marco ve San Polo bölgelerini birbirine bağlayan Venedik’in en eski köprüsü, Venedik’i temsil eden neredeyse simgeyi; vaporettoları, gondolları, Grand Canal’ı en güzel yere ulaşmaya çalışan diğer turistlerin arasından omuzlarını daraltıp sıyrılarak geçip hakim bir konumdan doya doya izleyecebileceğiniz bir yer.


7. Geri dönmeden önce alışveriş yapıp gezebileceğiniz Rialto Pazarı:

Rialto Köprüsü’nden manzaranın tadını çıkardıktan sonra San Polo tarafındaki Rialto Pazarı’ndan rengarenk tezgahlarından alışveriş yapabilirsiniz. Rialto Köprüsü’nün merdivenlerinden indikten sonra hemen sağınızda kalacak saat kulesinin yanından kıvrılıp Grand Canal’ın yılan gibi döndüğü Erberia’da ayaklarınızı lagunda çırparak dinlenebilir veya Pescheria’da (Rialto Balık Pazarı) dolaşabilirsiniz.



8. Campo San Polo:

Artık Rialto Köprüsü’nden geçip San Marco ile yin yang gibi iç içe geçmiş San Polo’ya vardığınızda Venedik’in en büyük meydanlarından Campo San Polo’yu gezebilirsiniz, ayrıca hazır buraya kadar gelmişken San Marco Bazilikası’ndan sonra şehrin en önemli kiliselerinden olan 600 yaşındaki Santa Maria Gloriosa dei Frari’yi de ziyaret edebilirsiniz.


9. Venedik’te Yürüyüş:

Eğer “ben öyle yönümü bulamam, yine de kimseye adres sormam” veya “gezerken önceden plan yapmam, yol beni nereye götürürse oraya giderim” diyenlerdenseniz Venedik’te sadece sokaklarında yürüyüş yapsanız da olur. Çünkü ihtişamlı maskeler ile dolu vitrinleri, enteresan hediyelik eşyalar satan mağazaları, tırnağınız kadar büyüklükteki orkestaların sergilendiği dükkanları, rüzgarla dans eden ateşi romantizm kokusu yayan mumlukların yanında pazarlık eden işportacıları, daracık kanalların üzerinden geçerken başkalarından fotoğrafınızı çekmenizi istetecek basitlikteki dört adımda biten minik köprüleri, elindeki terazi ile kılıcını güçlü için değil de haklı olan için savuracağını söyleyen heykelleri, lagünün hoyrat davrandığı ama hala batmamak için kütüklerin üstünde durmaya çabalayan evleri, geceleri fotoğraf çekmeye çalışırken davetsiz bir misafir gibi kadrajınızdan hızlıca geçen tekneleri, kuafördeki süsünü yeni bitirmiş gibi görünenden, üstüne bir mont alıp sokaklarda şöyle bir yürüyüşe çıkmışına, sahibi lokantada maç izlerken sokakların o hengamesinde, telaşında dünya umrunda olmadan kapının dışından onunla golleri takip eden türlü çeşit evcil köpeği ile Venedik’in ara sokakları, başlı başına, bu kadar gezmenin üstüne fotoğraf makinenizin az kalan hafıza kartını zorlayacak bir kültürel ve turistik etkinlik.



Venedik Yazılarımız:

Venedik gezilecek yerler Venedik yakin adalar Venedik gondol turu Venedik rehberi Venedik ucuz otel Mestre otelleri Venedik ulasim Marco polo ulasim Italya Tren Biletleri Venice kart