Disneyland Paris Gezilecek Yerler – Walt Disney Studios


Disneyland Paris biletlerimizi uygun fiyata aldığımıza göre artık sıra Disneyland Paris’te neler yapabileceğimizde, nereleri gezebileceğimizde… Disneyland Paris’te gezilecek yerler o kadar fazla ki eğer bir günlüğüne gelmeyi planlıyorsanız, biraz egzersiz yapmış olmanız faydalı olacaktır. Çünkü kısa zamanda daha çok yer gezebilmek ve eğlencenin tamamını deneyimlemek için roller coasterlardan Disneyland Paris’in görülmesi gereken şovlarına koşturmanız gerekiyor. Kısıtlı zamanınız olacağı düşünüldüğünde, en güzel aktivitelerin girişinde “S” şeklindeki uzun mu uzun sıraları gördüğünüzde Disneyland Paris’i en kalabalık gününde ziyaret ettiğinizi düşünebilirsiniz. Aslına bakarsanız günde ortalama 30 binden fazla ziyaretçi geldiği düşünüldüğünde zaten Disneyland Paris’i pek de tenha görme şansınız yok J. Böyle olunca Disneyland Paris’te nereleri gezeceğinizi, onlarca eğlenceden hangilerini seçeceğinizi önceden iyi planlamak gerekiyor. Planlama gerçekten önemli olabiliyor çünkü bazı şovlar günde bir veya iki kez ve sadece belirli saatlerde başlıyor.

Madem Disneyland Paris’te hem gezilecek çok yer var hem de zaman kısıtlı öyleyse hemen konuya girelim. Disneyland Paris dendiğinde insanın aklına sadece bir park geliyor. En azından biz gitmeden önce öyle zannediyorduk :). Ama aslında Disneyland Paris, iki farklı park, bol bol restoranın olduğu Disney Village ve serpiştirilmiş Disney otellerinden oluşan büyük bir alan. Parklardan birincisi çizgi filmlerin etkisinin bol bol hissedildiği yani daha çocuksu Disneyland Park, ikincisi ise dublör şovları, korku kuleleri ile bizim gibi daha büyük çocuklara yönelik Walt Disney Studios Park. İki park arasında bir geçiş olmadığından ikisi için de ayrı park bileti almak gerekiyor.

Kaynak: iTunes

Bu kısa özetten sonra parkları anlatmaya geçebiliriz. Önce Walt Disney Studios Park’ı anlatmaya çalışalım, oradan da Disneyland Park’a geçer, onu da ayrı bir sayfada anlatırız J.

……………………………..

Walt Disney Studios Park

Walt Disney Studios Park’ta güne başlamak için en akıllıca tercih, bizim gittiğimizde de parkın en yoğun eğlencesi olan, en korkutucu ve Disneyland Paris’in mutlaka görülmesi gereken Korku Kulesi (The Twilight Zone Tower of Terror) olabilir. Bulması da oldukça kolay, kulenin üzerinde The Hollywood Tower Hotel yazıyor zaten. Aslında otelin isminden ziyade dışarıdan The Walking Dead filminden çıkmış gibi görünen bir bina desek daha kolay bulabilirsiniz J.

……………………………..

The Twilight Zone Tower of Terror

Sıra demişken aklınıza öyle varlığı yokluğu belli olmayan, üç beş kişinin sizin önünüzde salındığı, etrafı seyrederken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir kuyruk gelmesin. Ucu bucağı olmayan, sıra beklerken Korku Kulesi’nin her köşesini döndüğünüzde daha da mı var dedirten bir sıraya maruz kalıyorsunuz. Sıra o kadar uzun ki sırf sırada beklerken insanlar daha da sıkılmasınlar diye nasıl daha eğlenceli hale getirebiliriz diye düşünmüşler. Spoiler! The Hollywood Tower Hotel’e gidecekler sıranın uzun olduğu anafikrini edinip bir sonraki paragraftan devam edebilirler J. Otelin etrafındaki sıkıcı sırada zik zak çizerek ilerledikten sonra sıra, otelin içine doğru uzanıyor. Zombiler tarafından saldırıya uğramış ve insanların valizlerini bile toplayamadan kaçtığı izlenimi veren örümcek ağlarının kapladığı, tozların gün ışığının ortasında dans ettiği lobiye giriyoruz sonra ve sıra hala devam ediyor L. Bellboylar ile karşılaşıp kazan dairesine gittiğimizde ise eğlencenin artık başlayacağını sanıyoruz ama nafile, sıra hala devam ediyor. Kazan dairesinin altını üstüne getiren sıra, bizi asansörlere kadar götürüyor. Sonunda eğlence başlıyor galiba J. Asansörün kapısı açılıyor, bellboy kendisine önceden söylenen kişi sayısı kadar ziyaretçiyi asansöre alıp kapıları kapatıyor. Asansör hareket etmeden, pek de oraya ait değilmiş gibi duran sinemadakilere benzer koltuklara oturup, kemerlerimizi bağlıyoruz. Asansör hareket ediyor ve birkaç kat çıkıp kapıları kendiliğinden açılıyor ve sağı solu odalara açılan kapılar ile dolu kat koridoru önümüze uzanıyor. Bana mısın diyecek üç boyutlu sinemadakinden daha başarılı bir göz yanılması ile önümüzdeki muhtemelen bir iki metre uzunluğundaki boşluğu, onlarca metrelik bir koridor olarak beynimiz benimsiyor. Bir kere yanılan algımız artık Disneyland’ın özel efektlerinin esiri haline geliyor ve koridoru bir anda yıldırımlar, hayaletler aslında hologramlar kaplıyor. Onlarca metre uzunluğundaki koridorda bize doğru havada süzülürek gelen hayaletler asansöre ulaşamadan kapılar kapanıyor ve asansör kabini tekrar hareket ediyor. Otelin en üst katına kadar çıkan asansörün kapıları açıldığında hiç beklemediğimiz bir şekilde Disneyland Paris’i tam karşımızda, daha doğrusu birazcık altımızda buluyoruz J. Manzaranın tadını çıkarmaya başlamışken asansörün kapıları kapanıyor. Yılların aşındırdığı askı halatlarının bağlı olduğu ağırlıklardan kurtulmuşçasına asansörümüz serbest düşüşe geçiyor. Öyle lunaparklardaki gibi bir düşüş değil, sanki yukarıdan kocaman yumruk olmuş bir el, avucunun altı ile asansörü aşağıya doğru ses hızında bastırıyor. Öyle ki kemerleri bağlarken yer bulamadığımız ve yere ayaklarımızın yanına bıraktığımız çantamız asansörün tabanından, uzay boşluğundaymışçasına havalanıyor. Biz son sürat yere doğru yaklaşırken çantamız tam ters yönde ayak bileklerimizin arasından dizlerimize doğru süzülüyor. Dizlerimiz ile ve ellerimizle çantalarımızı yere doğru bastırmaya çalışıyoruz ve birisi bunu bize söylemeliydi diye içimizden söyleniyoruz. Bu sırada ise asansör bir anda duruyor ve tam önümüzdeki (toplu taşıma tecrübeli tipik bir çift olarak, aksiyona daha yakın olabilmek için en öne oturmayı başarmıştık J) kabin kapıları açılıyor. Çantamızı yerleştirecek vakit bulamadan, Disneyland Paris’in mutlaka görülmesi gereken Korku Kulesi’nin makine dairesinin birkaç saniyeliğine kesilen gücü, pistonlar ve hidrolikler ile kabinimizi tekrar belki de daha hızlı bindiğimiz kazan dairesine doğru yaklaştırıyor. Kapıların tekrar kapanması ile otelin çatı katına doğru, bizi bekleyenlerin ne olduğunu bilerek tekrar yukarı çıkıyoruz ve otelin çatı katından kazan dairesine doğru olan turumuz tekrar başlıyor J. Sonunda kemerlerimizin kilidi açıldığında beklediğimiz sıraya değmiş diyerek bir sonraki eğlenceye doğru hızlı adımlar ile The Hollywood Tower Hotel’i terk ediyoruz.

………………………………..

Rock ‘n’ Roller Coaster

Sıra açısından akıllıca bir hareketle Disneyland Paris’in gezilmesi gereken Korku Kulesi’ni sabah sabah ilk iş olarak aradan çıkarmanın verdiği huzur ile; aslında salgılanan adrenalin hormonunun kan damarlarımızı genişletmesi ile açığa çıkan anlık enerjinin tükenmesi ile desek daha doğru olabilir J, kendimizi Rock ‘n’ Roller Coaster’da buluyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere rock ‘n’ roll ve roller coaster’ın karışımı hibrit eğlencenin olduğu bölüme girince Disneyland Paris’in olmazsa olmazı yeni bir sıra karşılıyor bizi.. Ama bu seferki sıra korktuğumuz kadar kötü değil. Sırada ilerlerken Hard Rock Cafe’deymişçesine rock yıldızlarının altın plaklarından işlemeli kıyafetlerine, stüdyolarından elekto gitarlarına kadar birçok değerli eşyanın süslediği duvarların yanından geçiyoruz. Aslına bakacak olursanız işin rock ‘n’ roll kısmı da bu kadarmış zaten… Sorun değil, sıranın bittiği yerde roller coaster’ımız ile karşılaşıyoruz. Bizden önceki son roller coaster da hızlıca önümüzden hareket ettiğinde içindekilerin endişeli ruh hali bizi de sarıyor, yaklaşan sıramızı beklerken…

Aslında hikayeyi burada bitirebiliriz, çünkü maalesef roller coaster’a bindiğimizde hiç de beklediğimiz gibi çıkmıyor… Her ne kadar 0’dan 100 km/s hıza 2.8 saniyede çıksa da toplam yolculuğun kısacık olması hayal kırıklığına yol açıyor. Bu arada sanmayın ki altımızda bir Ferrari California var da 2.8 saniyelik hızlanmayı küçümsüyoruz J, sadece eğlencenin beklediğimizden daha kısa sürdüğünden dem vuruyoruz J. Nerede Six Flags Magic Mountain nerede Disneyland Paris diyerek bir başka roller coaster Crush’s Coaster’da şansımızı denemeye karar veriyoruz.

……………………………..

Crush’s Coaster

Sabah sabah kahvaltı yerine tercih ettiğimiz iki roller coaster macerasından sonra, sıra da bir yenisi mi var yoksa… Walt Disney Studios Park’a değil sanki Gençlik Parkı’na (Ankaralı olmayanlar için açıklama; lunapark J) gelmiş gibiyiz. Ama en azından Crush’s Coaster biraz daha hafif geçecekmiş gibi görünüyor. Ne de olsa Disney-Pixar’ın meşhur animasyonu Finding Nemo konseptli bir dönen roller coaster karşımızdaki. Crush da zaten animasyondaki tosbağanın adı J… Disneyland Paris’in bu eğlencesinin en güzel yanı roller coaster’dan ziyade sizi filmin atmosferine, daha doğrusu Sydney Limanı’nın derinliklerine daldıran görüntüleri…

……………………………..

Armageddon: les Effets Spéciaux

Daha öğle olmadan bu kadar g kuvvetine maruz kaldığımız yeter diyerek biraz da Walt Disney Studios Park’ın daha aksiyondan uzak eğlencelerini araştırıyoruz. Sıradaki eğlence Armageddon filmini hatırlıyorsanız size aşikar gelecek özel efekt şovu, Armageddon: les Effets Spéciaux. Tamam tamam Armageddon’u hatırlamamış olabilirsiniz, malum 1998 yılında yapılmıştı. Belki Bruce Willis desek, Liv Tyler desek hatırlamanıza yardımcı olabiliriz J. Hala olmadı ise kısa bir hatırlatma, hem şov ile ilgili de fikir vermiş olur. Yine dünyanın sonu söz konusu, yine başrollerde NASA, bilim adamları ve dünyaya yaklaşmakta olan ve tabii ki de dünyanın sonunu getirecek bir asteroid mevcut. Dünyayı kurtarmanın tek yolu da asteroidi ikiye bölüp daha zararsız hale getirmek. Bunun için de NASA derin deniz petrol aramalarından tanınan Bruce Willis ile anlaşıyor. Operasyon kağıt üstünde kolay, asteroide gidilecek, çok derin bir delik açılacak, içine bombalar bırakılacak ve dünya kurtarılıp mutlu ve gururlu kahraman olarak geri dönülecek, ödül de cabası… Ama bu kadar kolay olmuyor tabii, olaylar olaylar J

Şov da aslında bu hikayeye dayanıyor, uzayda asteroide doğru yol alan uzay gemisinin karanlık kaptan köşkündesiniz. Kendinizi her an Alien’a maruz kalacak Sigourney Weaver gibi hissediyorsunuz. Hangisi daha kötü bilemedim aslında Sigourney Weaver’a maruz kalacak yaratık daha kötü bir durumu betimliyor olabilir J. Bir anda geminin mekanik, bilgisayar destekli sesi alarm veriyor ve meteor yağmuru başlıyor. Sonrası her bilim kurgu filmi hayranı için bilindik kareler, geminin kapısı açılıyor, içerideki hava uzay boşluğuna çıkıyor, alevler ve dumanlar ortalığı sarıyor vs. J. Roller coaster’lar kadar etkileyici olmasa da Disneyland Paris’in görülmesi gereken yerlerinden birisi olabilir vaktiniz varsa, ne de olsa kendinizi kaç kere uzay gemisinde bulma şansınız var ki… Tabii Mars’a tek yön gitmeye aday Türklerden birisi değilseniz J.

……………………………..

Moteurs… Action! Stunt Show Spectacular

Bu kadar oyalanmak yeter, sonunda beklediğimiz saat geldi, en başından beri planladığımız Moteurs… Action! Stunt Show Spectacular gösterisinin yani arabalı dublör şovunun başlama zamanı… Şov günde sadece birkaç kez olduğu için planlama önemli, kaçırırsak diğer parka yani Disneyland Park’a zor yetişiriz ve orası için fazla vaktimiz kalmaz. Bu yüzden siz de gittiğinizde ilk iş Moteurs… Action! Stunt Show Spectacular’ın hangi saatlerde başladığını mutlaka öğrenin. Haftanın her günü başlama saatleri değiştiği için kesin bir zaman veremiyoruz.

Zamanlamayı öyle ayarlamışız ki veya ayarlayamamışız ki koşarak şova yetişmemiz gerekti J. Filmlerde görmeye alıştığımız dublörlerin araba kullanma yeteneklerini yakından ve bol bol (45 dakika sürüyor çünkü) göreceğimiz şov Disneyland Paris’in mutlaka görülmesi gereken yerlerinden… İşin güzel yanı sinema perdesine çok tehlikeli gibi yansıyan hareketlerin hilelerini de gösteriyorlar…

Eğer fotoğraflar yetmez, Disneyland’a kadar gittiğimde sürpriz ile karşılaşmama gerek yok diyorsanız videoyu da seyredebilirsiniz J. Fotoğraf makinesi ile ancak bu kadar çekebildik J.

……………………………..

Başka nereleri gezebiliriz?

Evet Walt Disney Studios Park’ı hızlandırılmış tur ile neredeyse yarım günde bitirdik sayılır. Malum sadece bir gün ayırabilmiştik biz Disneyland Paris’e, o yüzden de günü ikiye bölmüştük. Sabah Walt Disney Studios Park sonrasında da Disneyland Park diye. Ama sizin daha hala vaktiniz olacaksa, mesela birden fazla günlüğüne geldiyseniz Disneyland Paris’e, Walt Disney Studios Park’ın diğer eğlencelerini de deneyebilirsiniz. Biz yine de zamandan tasarruf edebilmeniz için kısa kısa anlatmaya çalışalım…

Disney Junior Live on Stage Muppet Show’un Disney versiyonu ve içinde birkaç da sürpriz var J… Adı üstüne Disney Junior, çocuklar ile gelmediyseniz pek size göre olmayabilir…

Art of Disney Animation da çocuklara göre… Minikler sınıf gibi bir ortamda; tabii Disneyland versiyonu bir sınıf, çizgi filmlerin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak öğrenebilirler…

Eğer çocuklar yoksa yanınızda Animagique ile 20 dakikanızı kaybettiğinize değmeyebilir. Kısaca özetlemek gerekirse perdede oynayan çizgi filmin önünde Donald Duck maskotunun dans etmesine dayalı, biraz da Mickey Mouse maskotu dolaşıyor etrafta… Çok mu basite indirgemiş olduk acaba J

Stitch Live da çocuklar ile gelinmediyse size göre olmayabilir. Çocuklar demişken, tabii bol konuşmalı bir çizgi film olduğundan çocukların da İngilizce’yi ana dilleri gibi bildiklerini varsayıyoruz J

Walt Disney Studios Park’ın bir diğer beyaz perdede oynayan şovu ise Cinémagique. O biraz daha büyüklere göre… Günümüz dünyasından sıradan bir kişinin istemeden filmin içine çekilip beyaz perdeye sıkışmasını anlatıyor. Kahramanımız siyah beyaz gangster filmlerinden, Yul Brynner’ın gölgesinden hızlı silah çektiği kovboy filmlerine (Red Kit miydi o yoksa J), Kate Winslet’ın “Jack… Jack…” diye zar zor fısıldadığı Titanik’ten, Prenses Leia’nın kulaklarının üstünde saçlarını sardığı Star Wars’a kadar onlarca filmin içinden geçerek tekrar dünyaya dönmeye çalışıyor. Eğlenceli olabilir yıllardır izlemediğiniz klasikleri bu şekilde seyretmek…

Disney’s Star’n’Cars ise tüm Disney karakterlerinin fener alayındalarmış gibi, yok yok daha havalı görünsün; Rio Karnavalı’ndalarmış gibi üstü açık arabalarda geçit yaptıkları bir şov. Kısacık bir şov olsa da bol bol fotoğraf çekeceğiniz garanti J.

Walt Disney Studios Park’taki son eğlencemiz Studio Tram Tour: Behind the Magic ki kendisi bizce Disneyland Paris’in görülmesi gereken şovlarından birisi olur… Bu sefer gerçekten siz, Walt Disney filmlerinin içine giriyorsunuz. Tramvayınız sizi film setlerinin içinden geçiriyor ve filmlerde geçen dehşet verici sahneleri yakından görebiliyorsunuz… Kameralarınızı hazırlayın, bu sefer kendi filminizi çekebilirsiniz… Ama şunu da söylemeden geçmeyelim, Universal Studios Hollywood Studio Tour’a katılanlar bunu biraz daha az aksiyonlu bulabilirler J.

Pardon pardon, daha bitmedi. Pek yorum yapmaya gerek yok ama RC Racer’a da değinmeden geçmeyelim J. Bostancı lunaparkındaki neredeyse tepe taplak olan gondollar bunun yanında daha naif kalıyor, bünyenizin kaldırıracağını düşünüyorsanız deneyebilirsiniz J… Lunapark eğlencelerinden korkan ama sürekli denemek isteyenler için de kamikaze gibi çığlıkların yükseldiği eğlencelere giriş niteliğindeki Toy Soldiers Parachute Drop var bir de J

……………………………..

Eğer bu kadar çok gezilecek yer var yolumuzu nasıl bulacağız diyorsanız, bir de üstüne yurtdışında Internet bağlantınız olacaksa Disneyland Paris mobil uygulamasındaki haritayı kullanabilirsiniz. Üstelik her eğlencenin başlama saatine ve bekleme süresine de bakabilirsiniz. iTunes için uygulamaya buradan ulaşabilirsiniz… Andoid linki de burada :)…

Kaynak: iTunes

Hazır eğlencelerdeki sıralardan bahsetmişken, sıra beklemek istemiyorsanız Fastpass yazımıza bekleriz efendim diye de not düşelim :).

Walt Disney Studios Park’ı bitirdiğimize göre artık Disneyland Paris’in ikinci parkı Disneyland Park’a hızlı adımlarla gidebiliriz… Malum gün bitmeden o parkın da altını üstüne getirmemiz gerekiyor J. Yazının devamı, Disneyland Park için tıklayın. Disneyland Paris ile ilgili tüm yazılarımız için Disneyland Paris rehberimizi tavsiye ederiz :)…

……………………………..

Bu arada Disneyland Paris otellerinin güncel fiyatlarını öğrenmek için de aşağıdaki kutulara giriş ve çıkış tarihlerinizi yazıp ara demeniz yeterli :).

……………………………..

Disneyland Paris’in parklarından Walt Disney Studios tarifimiz hoşunuza gittiyse, başka gezilecek yerlerden haberdar olmak için facebook/saventravel sayfamızı da beğenebilirsiniz J.

You may also like...