Notre Dame Katedrali & Çörtenler (Notre Dame de Paris)


Çingene Esmeralda’ya aşık Yüzbaşı Phoebus, Rahip Frollo, Şair Gringore ve Notre Dame’ın Kamburu Quasimodo’nun destansı aşklarını anlatan Victor Hugo’nun eserinden sahneye uyarlanmış 8 milyon kişinin canlı seyrettiği Notre Dame de Paris müzikalinden tanıdığımız gotik Notre Dame Katedrali’ni sonunda görebilecektik. 1163 yılında yapımına başlanan neredeyse iki yüzyılda tamamlanan yılda 13 milyon kişinin ziyaret ettiği dünyanın en meşhur kiliselerinden olan Notre Dame de Paris, bizi önündeki geniş avluya bakan üç taç kapıdan oluşan batı cephesi ile karşıladı. Daha doğrusu karşılayacaktı ki bir anda etrafımızı 1482 Paris’inde geçen Notre Dame de Paris müzikalini aratmayacak şekilde dilenciler sardı. Ama haklarını yemeyelim artık hepsi İngilizce biliyorlardı. Bu kalabalık güruhunu geçebilmeyi başardıktan sonra Paris’in mutlaka gezilmesi gereken yerlerinin başında olan Notre Dame Katedrali karşımızda duruyordu.

Katedralin avluya bakan ön cephesinde ilk gözümüze çarpanlar ise 3-4 adam boyu yüksekliğindeki, açmak için de bir o kadar güç gerekecek ağır ve işlemeli ahşap kapılar olmuştu. Hemen biraz daha yukarı baktığımızda ise kapıların üzerindeki taçlarda İncil’den alınan hikayeleri görmüştük. Soldaki kapıda Kutsal Bakire, ortadaki kapıda Kıyamet Günü, sağdaki kapıda ise Azize Anne hikayeleri betimlenmiş. Bu hikayelerin katedralin kapısına yapılmasının nedeni ise o dönemde okuma yazma bilmeyen insanlara azizlerin hayatlarını anlatmakmış…

Notre Dame Katedrali’ni tam olarak görebilmek için birkaç adım geriye doğru gittikten sonra ve kafamızı biraz daha geriye yasladığımızda, bu sefer karşımıza sıra sıra dizilmiş heykeller çıkmıştı, bu 28 heykel de Yahuda ve İsrail Kralları imiş, yani İsa’nın ve İsrail’in kralı olacak Kudüs kentinin kurucusu Davud’un babası Yesse’nin soyunu gösteriyormuş…

Notre Dame Katedrali’nin ayrıntılarına bir hazine haritasını inceler gibi biraz daha dikkatlice baktıkça göz önünde olan ama hemen fark edemeyeceğiniz mimari inceliğe hayran oluyorsunuz. Batı cephesinin basit ama güçlü görüntüsünün arkasındaki yatay ve dikey çizgilerin uyumu insanlığa aslında bir de mesaj veriyormuş. Göğe doğru yükselen kuleler katedralin tanrı için yapıldığını simgelerken, yatay çizgiler katedralin dünyaya ait ve insanlık için olduğunu gösteriyormuş. Sadece yatay ve dikey çizgiler değil aynı zamanda üzerindeki kare ve daire geometrik şekiller de insanlığa mesaj taşıyormuş. Kare şekiller yaratılmışlığı ve sınırlarımızı, daireler ise başı ve sonu olmayan mükemmel şekli yani limitsizliği temsil ediyormuş.

Heykellerin hemen üstündeki 10 metre çapındaki halede ise etrafında iki melek olan Kutsal Meryem ve kucağında çocuğu İsa varmış… Ama bir yanlış anlama sonucu; veya doğru yapılmış bir propanganda sonucu da diyebiliriz, zamanla bu heykel Fransa krallarının sunumu olarak kabul edilmeye başlanmış. Hatta bu yüzdendir ki Fransız devrimi sırasında heykel saldırıya uğramış.

Notre Dame de Paris’in ilk bakışta fark edilmeyen ama katedralden uzaklaştıkça hala onu bulmanızı sağlayan 93 metrelik kule külahı da ayrı bir sunumu hak ediyor. 1860 yılında yapılan 500 ton ahşabın, 250 ton kurşunun kullanıldığı kule külahı hem katedralin içinde dua edenleri hem de yanındaki paslanmaya yüz tutmuş 12 havari heykelini koruyan kutsal bir paratoner görevi görüyormuş.

Katedralin avluya bakan batı cephesinin tam arkasında kalan, nehir turu yaptığınızda en güzel görünen uçan payandalar ilk projelerde yer almamasına rağmen dışarıya doğru itilmeye başlayan Gotik tarzdaki ince duvarların katedrali taşıyamayacağının anlaşılması üzerine sonradan eklenmiş.

Kule külahı, uçan payandalar gibi terimleri hayatımızda ilk defa duymamız yetmezmiş gibi Notre Dame de Paris’in etrafında döndükçe karşımıza bir de çörtenler çıktı. Katedralin saçaklarındaki, dışarı doğru uzanmış şeytanımsı heykellere çörten veya gargoyl deniyormuş. Saçaklarda durmasının sebebi yağmur sularının binanın temellerine zarar vermesini engellemekmiş; suların oluklardan duvar boyunca akmasını engelleyip saçaklardan daha uzağa boşalmasını sağlıyormuş. Tam da ağızlarından ateş çıkmak üzereyken taşlaşmış ejderha gibi görünmelerinin sebebini de öğrendik. Rivayete göre Sen Nehri’nin kıyısındaki tekneleri yakıp yıkan, dört bacaklı, kanatlı, yılan vücutlu bir ejderha varmış. Rouen piskoposu Aziz Romain güya parmaklarını haç şeklinde tutup canavarı evcilleştirmiş, sonra da kasabaya götürüp onu bir daha kimseye zarar veremesin diye ateşe vermiş. Ama rivayet bu ya, nefesi ile sürekli alev saçmaktan binlerce derece ateşe dayanıklı hale gelen ağzı, boynu ve kafası bir türlü yanmamış. Kasabalılar da tanrının gücünü göstermek ve bir daha hiçbir canavarın onları rahatsız etmemesini sağlamak için kafasını katedralin üstünü asmışlar. O gün bugündür, kötü ruhları def etmek için gargoyller yeni inşa edilen binaların üstüne asılıyormuş…

Notre Dame Katedrali’nin etrafındaki tam turumuz kuzey cephesinin de önünden geçmemiz ile son buluyor. Şöyle bir göz ucuyla 13. yüzyıldaki hali ile korunabilmiş gülpencereleri inceledikten sonra artık tekrar başladığımız yere batı cephesine, yani Notre Dame de Paris’in girişine geri dönebiliriz.

Başladığımız yere geri dönmeyi sonunda başardık, sıra katedralin içine girmekte. Ama bir dakika, tam ana kapıda fotoğraf çekebilmek için aralıksız önümüzden geçen turist kalabalıklarının bize birkaç saniye izin vermesini beklememiz gerekiyor… Sonunda birkaç anlayışlı Japon turist bize bu fırsatı veriyor ve artık içeri girebiliriz.

Her gün gelen ortalama 30 bin ziyaretçinin arasına biz de karışıyoruz; içerisi dışarıdan daha kalabalık. Tabii, buraya kadar gelmeyi başarmış olan Hıristiyan hacılar dışarıdan çok içeride vakit geçirmek istiyor. Ama yine de Parislilerin ana kilisesi, her an içeride olan binlerce ziyaretçiye ve birkaç dakikada içeriye göz atıp çıkmak için hızlı hızlı yürüyen ve birbirlerine “şuraya da bak” diyen aceleci turistlere rağmen sessizliğinden ödün vermiyor. Tüm yasaklara rağmen izinsiz patlayan flaşlar da güneşin vitray gülpencerelerin izin verdiği kadar girebildiği, yüzlerce adak mumunun hafif grimsi karanlık yaratacak kadar aydınlattığı katedralin içinde sönmüş zayıf bir alev gibi kayboluyor.

Dört dil bilen rahipler ile onlarca farklı ülkeden gelen binlerce günah, vızır vızır işleyen günah çıkarma odalarında artık kimsenin duyamayacağı sessiz fısıltılar ile Notre Dame Katedrali’nin karanlığına hapsoluyor.

Günah çıkarma odalarındaki diyaloglar Fransa’nın en büyük, dünyanın belki de en meşhur kilise orgunun müzikleri eşliğinde bir daha duyulmamak üzere ortadan kayboluyordu. Bu diyaloglar sonlanırken de beş klavyeden gelen emirlerle 8 binden fazla ses borusunun içinden geçen havanın yarattığı titreşimler kilisenin akustik ortamında din ayırt etmeksizin ziyaretçilerin kulaklarında hayatlarına başlıyorlardı. Paris Başpiskoposu Monsignor André Vingt-Trois’un eşliğindeki ayinler, hoparlörlerden yükselen ruhani şarkılar ve yüzlerce kişinin duaları da Notre Dame Katedrali’nin içini dışarıdaki mimariden bile daha etkileyici hale getiriyordu.

Buradaki bilgiler yetmez, saçaklardaki mistik canavarlar, vitray pencereler, heykeller hakkında daha çok bilgi almak istiyorum diyorsanız katedrali gezmenin en güzel yollarından birisi olan üstelik Notre Dame de Paris tarafından düzenlenen ücretsiz turlara katılabilirsiniz. Üstelik bu turlar ücretsiz (İngilizce, Çarşamba 14:00; Perşembe 14:00; Cumartesi 14:30; Almanca, Çarşamba 14:00; Cumartesi 14:30; Fransızca, Pazartesi-Cuma, 14:00-15:00; Cumartesi-Pazar, 14:30). Eğer akşam saatlerinde Notre Dame de Paris yakınlarındaysanız da görsel ve sesli gece şovlarının keyfini çıkarabilirsiniz.

Paris gezilecek yerler listemizdeki Notre Dame Katedrali turumuz burada son buluyor ama hazır buralara kadar gelinmişken hazineye de uğranmalıdır. Her ne kadar yüzlerce yıldır kiliseye olan bağlılığını göstermeye çalışan asillerin sunduğu ihtişam ve şatafat devrimin gazabından ve hırsızların el çabukluğundan sağ çıkamamış olsa da hazinede hala hatırı sayılır değerli taşlar ve eşyalar bulunmaktadır. Ayrıca eğer kendinize güveniyorsanız ve zaten asansör kullanmayı sevmem, 387 merdiveni bir çırpıda çıkarım diyorsanız gargoyller, çörtenler, katedral çanları ve Paris manzarasının tadını çıkarmak için yaklaşık 50 dakika sürecek güney kulesi ve Emmanuel çanı turuna da çıkabilirsiniz.

Adres: Katedral: 35 rue du Chevalier de la Barre, 75018, Paris

Kilise mahzeni: 1, place du Parvis Notre-Dame, 75004 Paris

Giriş: Katedral ücretsiz; güney kulesi ve Emmanuel çanı 8.50 € (Paris Pass ile ücretsiz), hazine 3 €, gece şovları ücretsiz.

Açık: Katedral: Pazartesi-Cuma, 08:00-18:45; Cumartesi-Pazar, 08:00-19:45.

Güney kulesi: 1 Nisan-30 Eylül her gün, 10:00-18:30; Temmuz-Ağustos, Cuma-Cumartesi, 10:00-23:00; 1 Ekim-31 Mart, 10:00-17:30.

Hazine: Pazartesi-Cuma, 09:00-18:00; Cumartesi, 09:30-18:30; Pazar, 13:30-18:30.

Gece şovları: Temmuz-Ağustos, her gün, 21:30; 14 Ağustos, 22:30; Eylül, Cuma hariç, 21:00; Ekim, Perşembe ve Cumartesi, 21:00.

Kilise mahzeni: Salı-Pazar, 10:00-18:00

Kapalı: Güney kulesi ve Emmanuel çanı, 1 Ocak, 1 Mayıs, 25 Aralık.

………………………………….

You may also like...