Venedik Gezilecek Yerler


Venedik nam-ı diğer maskeler şehri, kimileri için görülmesi gereken yerler listesindeki turistik şehirlerden biri, kimileri içinse dünyanın en güzel ve romatik şehri… Yaşadığımız yüzyıla ait değilmiş gibi duran, sokaklarında yürürken zamanın öteden beri durduğunu hissettiren Venedik, yaşadığı adaptasyon ile insanların pek de kolay denizin üstünde yaşayabileceğini gösteren canlı bir kanıt gibi… Böylesine iddialı bir yer için; Venedik’te görülmesi gereken yerler listesi hazırlamak pek de kolay olmayacaktır. Veya aslında belki de çok kolay olacaktır mı demek lazım; çünkü şehrin sokakları bile başlı başlına Venedik’te gezilecek yerler listesinde zirveye oynamaya adaylar. En iyisi, San Marco Meydanı ve çevresi, Dorsoduro ve çevresi, Venedik müzeleri, Venedik kiliseleri ve ücretsiz gezilecek yerler diye gruplayıp Venedik gezi notlarını paylaşmak…

Uçağın tekerleklerin piste değmesinin hemen ardından gelen acı bir frenle uyanmamızla Venedik maceramız başlamıştı. Tipik kıyafetleri ile sadece iki polisin görev yaptığı pasaport kontrolünden geçtikten sonra her turistin şehir ile ilk buluşma noktası olan San Marco Meydanı’na doğru yola çıktık. Orada bizi sadece Venedik değil, aynı zamanda vagonlar dolusu turist ve sanki onlarca oteli yutmuş gibi duran sıra sıra iskeleye yaklaşan cruise gemilerinden boşalan meraklı ve zengin kalabalıklar karşılayacaktı.

• • •

Dorsoduro

Venedik’in en meşhur bölgesi San Marco Meydanı’nın tam karşısında olan ve aralarından sadece Grand Canal’ın geçtiği Dorsoduro, San Marco Meydanı’na bu kadar yakın olmasına ve göz önünde olmasına rağmen oradaki turist kalabalığından sevindirici bir şekilde nasibini alamamamış ve Venedik’in en güzel kanallarını saklamayı başarmış. Santa Maria della Salute Bazilikası, Dogane di Mare ve Galleria dell’Accademia’yı ağırlayan Dorsoduro’daki Grand Canal’a dik olan kanallar Venedik’in belki de en güzel yerleri; zamanınız varsa mutlaka uğramalısınız deriz…

Dogane di Mare ve Punta dell Dogana

Vaporettoları içinde San Marco Meydan’ına ulaşmaya çalışan turist kalabalıkları, önünden onu hiç umursamadan karşıdaki meydana kilitlenmiş olarak sırtları ona dönük şekilde geçiyorlardı. Ama Venedik’i ikiye ayırarak adeta içinden yılan gibi kıvrılarak uzanan Büyük Kanal’ın tam da lagüne ulaştığı yerde Dogane di Mare, otoyollarda meyvelerini satmak için herkesten önceye sergisini kuran köylüler gibi San Marco Meydanı’ndan önce bizi karşılaşmıştı. Konumu gereği, Venedik’in dışarıdan gelecek saldıralara karşı ilk gözlem yeri olan Dogane di Mare’yi, adeta bir takı gibi dev altın sarısı kaide üzerindeki rüzgar gülü süslüyordu. Bu arada San Marco Meydanı yerine tam karşısındaki Dogane di Mare tarafında vaporetto’dan inerseniz mızrak ucu gibi Grand Canal ile Giudecca Canal’ını ayıran şekli ile modern sanat merkezi olan ve François Pinault Kolleksiyonu’nu sergileyen Punta della Dogana’yı da gezebilirsiniz.

Açık: Her gün 10:00-19:00

Kapalı: Salı ve 25 Aralık

Giriş: 15 € (20 € verirseniz kombine bilet ile Palazzo Grassi’ye de girebilirsiniz, ayrıca Venice Card sahipleri 5 € indirimle iki bileti de alabilirler)

Santa Maria della Salute

San Marco Meydanı’nın önündeki küçük meydan Piazzetta’dan da görebileceğiniz Santa Maria della Salute Bazilikası da Venedik’te görülmesi gereken turistik noktalardan birisi. 1630 yılında yaşanan veba salgını sonrası yapılan kilise ve ön cephesindeki heykeller (Mark, Luke, Matthew ve John) Grand Canal’ı gezerken fotoğrafçılar için güzel bir obje görevi de görüyor.

Dorsoduro’daki önemli yerleri önceden öğrenmek isterseniz haritayı kullanabilirsiniz.

• • •

San Marco Meydanı

Venedik 101, Venedik’e giriş kısmını bitirdiğimize göre artık zorlu San Marco Meydanı gezimize başlayabiliriz. Turistlerin toplanma noktası görevi gören San Marco Meydanı’na geldiğimizi, Dogane di Mare’yi geçtikten sonra yan yana dizilmiş belki de yüz gondolu doldurabilmek için turist avında olan gondolcuların tok satıcı gibi elleri ceplerindeki duruşlarını görmemizle anlayabiliyoruz.

Il Cielo dei Sospiri (Ahlar Köprüsü)

Gondolların arasından kendisinden beklenmeyecek kıvrak hareketlerle geçen vaporettomuz kendisine tahsis edilmiş iskeleye yanaştığında hedeflerine odaklı onlarca turist hızlı adımlarla yola çıkmıştı bile. Napolyon’un “Avrupa’nın misafir odası” diye isimlendirdiği San Marco Meydanı’na doğru ilerlerken önümüzdeki tanrı misafirlerinin sayısı onlardan yüzlere, yüzlerden binlere geometrik bir şekilde çoğalıyordu. Ve bu binleri önünde onları San Marco Meydanı’ndan ayıran önemli bir engel daha vardı; kum saati gibi daralan ama üzerinden geçmek zorunda olduğunuz köprü… Bu köprüden geçmenin tek zorluğu binlerce turistin sırası ile üzerinden yürümesi değil, aynı zamanda köprünün Ahlar Köprüsü’nü tam karşıdan gören lojistik üstünlüğüydü. Bir rivayete göre Dükalar Sarayı ile dükanın hapishanesini birbirine bağlayan köprü içindeki hücrelerde en zor şartlarda hayat savaşı veren ama ölüme daha fazla direnemeyen mahkumların inlemeleri kapalı köprünün duvarlarında yankılanıyormuş. Bir başka efsaneye göre ise dükanın hapishanesine doğru yürürken köprünün üzerinde kaldıkları birkaç saniyede bir daha göremeyecekleri gökyüzünü ve sevdiklerini akıllarına kazımaya çalışan mahkumların ve onları izleyen sevdiklerinin iç çekişleriymiş köprüye ismini veren; Il Cielo dei Sospiri…

Piazzetta (Küçük Meydan)

San Marco Meydanı eğer Napolyon’un söylediği gibi Avrupa’nın oturma odası ise, oraya varmak için önce holden yani Piazzetta’dan (Küçük Meydan) geçmemiz gerekiyor. Venedik’in lagün ile buluştuğu yer olan ve önünde onlarca gondolun sanki dans ediyormuş gibi sıralandığı Piazzetta, San Marco Meydanı’nın devamı aslında…

Ama San Marco Meydanı’na yönelmiş turist birliklerinin hedeften sapmamacasına uygun adım ilerlediği Piazzetta’nın elbette kendisinden kat be kat meşhur San Marco Meydanı karşısında pek bir şansı yok. Oysa ki biraz daha ilgili gözlerle bakılsa onun da, batı mimarisinin en çok etkilenilen isimlerinden Venedikli mimar Palladio’ya göre antik zamanlardan bu yana inşa edilmiş en muazzam yapı olan San Marco Kütüphanesi’ne, Venedik’in koruyucu melekleri elinde mızrağı ile ejderhaya karşı savaşan Aziz Theodore ve San Marco’yu temsil eden kanatlı aslana ve tabii ki Dükalar Sarayı’na ev sahipliği yaptığı anlaşılacak.

Dükalar Sarayı (Doge’s Palace)

San Marco Meydanı’na gitmeden önce bakmamız gereken bir yer daha var; Venedik Dükü’nün sarayı olan Dükalar Sarayı (Doge’s Palace). Düz ön cephesini ilk gördüğümde sanki pokerde sanki bütün servetinizi yatırabileceğiniz straight’i yakalayan tüm sinek kağıtları toplamış bir eli gözümde canlandırmama neden olan ve kendimi Las Vegas’ta bir casino’da hissettiren Dükalar Sarayı, Venedik’in tezatları bir arada yaşayan yerlerinden birisi.

Binayı korumak için sanki üstüne bir kalkan geçirilmiş gibi duran sarayın etrafında dolaştığınızda, sanki sadece turistlerin görebileceği, Piazzetta’ya bakan iki cephesine özen gösterilmiş, biraz daha arkada kalan cephelerine ise önem verilmemiş gibi görünüyor. Dışarıdan bakıldığında, bu kadar alımlı görünen bir binanın alt katlarının ise kötü kokular ve böcekler barındıran hücreleri gizleyeceği, pek de akıllara gelmiyor. Dünyaca meşhur Casanova dahil kalabalık suçlular, hapishane yan binaya taşınana kadar, Dükalar Sarayı’ndaki, lagünün tahmin edilebilir rutubetini ve soğuğunu barındıran hücrelerinde cezalarını çekiyorlarmış. Merak ettiyseniz bu karanlık dünyaya turist olarak (mahkum olmaktan kat kat daha iyi) girebilirsiniz.

Açık: 1 Nisan-31 Ekim 08:30-19:00, 1 Kasım-31 Mart 08:30-17:30

Kapalı: 25 Aralık ve 1 Ocak

Giriş: Maalesef bu müze için tek başına bilet alamıyorsunuz ancak San Marco Meydanı Müzeleri kombine bileti ile giriş yapabiliyorsunuz. Birden fazla müzeye gidecekseniz aslında uygun fiyatlı ama tek bir müze için biraz yüksek kalabilir. San Marco Meydanı Müzeleri kombine bilet fiyatı 16,50 €. Bu bilete aynı zamanda Museo Correr, Ulusal Arkeoloji Müzesi, San Marco Kütüphanesi dahil. Museum Pass’iniz varsa ücretsiz… İsterseniz online bilet de alabilirsiniz…

San Marco Çan Kulesi

San Marco Meydanı’na doğru ilerlerken artık önümüzde bir engel kalmamıştı; biz de kendimize gemilerin deniz fenerini rehber kılmaları gibi San Marco Çan Kulesi’ni kılavuz olarak aldık. Yüzyıllar boyunca denizcilere yol gösteren kocaman çan kulesi, şimdi de bize turist kalabalığında nereye gitmemiz gerektiğini gösteriyordu.

Bu arada çan kulesine doğru yaklaşırken her adımda gözümüzde biraz daha büyüyen 100 metrelik tonlarca ağırlığındaki kare kırmızı tuğla yapının, 1902 yılında yıkıldığında bir kedi dışında kimsenin ölmesine neden olmadığını öğrendiğimizde oldukça şaşırmıştık. Tabii sade bir çan kulesine göre devasa büyüklükte olmasının nedenini de öğrendik; meğer sadece bir değil farklı amaçlar için beş farklı çanı barındıyormuş. Venedikliler idamları, mesainin başladığını ve bittiğini, günün ortasına geldiklerini, meclisin toplandığını kulenin çanlarından gelen farklı seslerden öğreniyorlarmış.

Fırsattan istifade eğer Piazza San Marco’yu turist kalabalıklarından uzakta seyretmek istiyorsanız da bazilikanın çan kulesine çıkmak iyi bir fikir olabilir.

Açık: Ekim 09:00-19:00; Kasım-Paskalya 09:30-15:45; Paskalya-Haziran 09:00-19:00; Temmuz-Eylül 09:00-21:00

Giriş: 8 €

San Marco Meydanı

Venedik’in girişinde bu kadar oyalandıktan sonra etrafımızdan akıp giden turist güruhuna daha fazla dayanamayıp doğru San Marco Meydanı’na sürüklendik. Dar bir nehirden akan azgın suların bir anda metrelerce genişleyen dere yatağında yavaşlaması gibi San Marco Meydanı’na geldiğimizde kendimizi kalabalık gruplardan kurtarıp etrafın tadını çıkarmaya başladık. Öncelikle söylememiz lazım gerçekten de Napolyon’un söylediği iddia edildiği gibi Avrupa’nın oturma odasına benziyordu San Marco Meydanı. Hem de yeni evlerdeki gibi L şeklinde… :)

San Marco Saat Kulesi

Meydana çıktığımızda bir kısa ve bir uzun kenardan oluşan meydanın kesiştiği yerde ise San Marco Saat Kulesi (Torre dell’Orologia) önünden geçenleri altı yüzyıldır olduğu gibi selamlamaya devam ediyordu. Bu sırada, zengin birisinin kolundaki Rolex saati ceketinin altından çıkartması gibi, Venedik de gösteriş yaparcasına zenginliğini kanaldan geçenlere karaya bile çıkmalarına gerek kalmadan, San Marco Saat Kulesi ile göstermenin derdindeydi. Biraz daha önünde zaman geçirince fark ediyoruz ki San Marco Saat Kulesi dünyevi güzelliklerin yanında felsefi bir mesajı da paylaşmanın peşindeymiş. Kulenin terasında saat çanını her gün döven bir genç ve bir yaşlı adam zamanın nasıl durmaksızın aktığının göstergesiymiş…

Açık (sadece rehberli tur): İngilizce, Pazartesi-Çarşamba 10:00-11:00, Perşembe-Pazar 14:00-15:00; İtalyanca, her gün 12:00-16:00; Fransızca, Pazartesi-Çarşamba 14:00-15:00, Perşembe-Pazar 10:00-11:00

Kapalı: 25 Aralık ve 1 Ocak

Giriş: 12,50 €. Sadece önceden bilet alınarak girilebiliyor. Bu biletle aynı zamanda Museo Correr, Ulusal Arkeoloji Müzesi ve Kütüphane’ye de giriş yapabiliyorsunuz.

San Marco Bazilikası

Sıra geldi meydanın en güzel yerine, meydana da adını vermiş San Marco Bazilikası’na. Önünde sırada bekleyen turist kalabalığı gözünüzü korkutmadıysa eğer içeriye girip Altın Kilisesi adını almasına neden olan neredeyse bir dönümlük alanı kaplayacak mozaikleri için gezmenizi tavsiye ederiz; üstelik bazilikaya giriş ücretsiz. Eğer diyorsanız sırada bekleyeceğim bir saat benim için 1,50 €’dan daha değerli o zaman internet üzerinden alacağınız bilet ile kalabalığın arasından sinir bozucu bir şekilde usulca geçip bazilika ziyaretinize başlayabilirsiniz.

Açık: Her gün 09:45-17:00; Pazar günleri ve tatillerde 14:00-16:00

Giriş: Ücretsiz

San Marco Bazilikası – Museo Marciano

Bazilikanın en çok dikkat çeken yanı ise, San Marco Meydanı’nı arkanıza alarak baktığınızda tam karşınızda duracak olan San Marco’nun Atları. Haçlı Seferleri sırasında İstanbul’dan yağmalanan atlar önce Venedik’te dinlendikten sonra Napolyon ile Paris’e gitmişler. Bugünkü Sultanahmet Meydanı’nı da ziyaret eden atların seyahati tekrar Roma’dan (evet arada bir de Roma’ya kaçırılmışlar) Venedik’e döndüklerinde şimdilik San Marco Bazilikası’nda son bulmuş. Dışarıda göreceğiniz atlar ise maalesef replika. Eğer orijinallerini görmek istiyorsanız şanslısınız, bazilikanın içindeki San Marco Müzesi’nde (Museo Marciano) binlerce yaşındaki bronz dökme atları ziyaret edebilirsiniz.

Açık: Her gün 09:45-16:45

Giriş: 5 €

San Marco Bazilikası – Pala d’Oro

Bazilika aynı zamanda önemli bir hazineye daha ev sahipliği yapmaktadır; altın ve mücevherlerle donatılmış Pala d’Oro… 12. yüzyılda işlenmeye başlanan bu altar pano düklerin zenginliklerini cümle âleme göstermeye çalıştıkları bugünkü halini almıştır. Birçok müzeden daha fazla değerli taşın birbirleri ile rekabet ettiği yüzlerce incinin değersiz kaldığı altar panoda 400 lal taşı, 300 safir, 300 zümrüt, 90 ametist, 75 kırmızı yakut, 15 yakut ve 4 topaz onlarca turistin önünde parlaklıkları ile göz almaktadır.

Açık: Her gün 09:45-16:00 (Paskalya-Kasım arası 17:00’a kadar); Pazar günleri ve tatillerde 14:00-16:00

Giriş: 2 €

San Marco Bazilikası – San Marco’nun Hazineliği

Bazilika adeta zenginlerin cüzdanlarını hafiflettikleri bir kuyumcu gibi dört bir köşesinde mücevherlere ev sahipliği yapıyor. San Marco’nun Hazineliği altın ve gümüşün pek de kıymetli gelmemeye başladığı, bazılarının İstanbul’dan geldiği yüzlerce değerli taş ile ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisi.

Açık: Her gün 09:45-16:00 (Paskalya-Kasım arası 17:00’a kadar); Pazar günleri ve tatillerde 14:00-16:00

Giriş: 3 €

San Marco Meydanı haritası ile gitmeden önce plan yapmanıza yardımcı olabilir.

Museo Correr

San Marco Meydanı’ndaki deneyimlerinize dayanarak, bu kadar kalabalık ile iç içe geçtikten sonra sanmayın ki Venedik’in diğer müzelerinde de sıra sıra turistler bekliyor. San Marco Meydanı’nın kenarlarından birini oluşturan binada yer alan Museo Correr de bu turist kalabalıklarından nasibini almayan müzelerden birisi. Neo-klasik odalardaki heykellerden, Avusturya denince ilk akla gelen kişiliklerden olan, hayatı filmlere konu olan İmparatoriçe Elizabeth’in; biz de bilmiyorduk yakın zamandaki Viyana tatilimizde öğrendik, bize göre de Mozart daha meşhurdu :) Venedik ziyaretinde kullandığı odalara, eski yerkürelerden Venedik sanatının en önemli parçaları olan resimlere ev sahipliği yapan Museo Correr Venedik’te vaktiniz varsa gezebileceğiniz önemli müzelerden birisi olarak planınıza dahil edebilirsiniz…

Açık: 1 Nisan-31 Ekim 10:00-19:00; 1 Kasım-31 Mart 10:00-17:00 (son giriş kapanıştan bir saat önce)

Kapalı: 25 Aralık ve 1 Ocak

Giriş: Dükalar Sarayı için aldığınız bilet ile Museo Correr’e de girebilirsiniz. Ayrıca Museum Pass ve Venice Card’ınız varsa da ücretsiz…

Museo Archeologico Nazionale

Venedik’te en çok vakit geçireceğiniz yer olan San Marco Meydanı’ndaki bir diğer müze ise Ulusal Arkeoloji Müzesi’dir (Museo Archeologico Nazionale). Correr Müzesi’nden giriş yapabileceğiniz bu müzede bol bol Yunan büstleri ve bunların Roma kopyalarını ve epey madeni para bulabilirsiniz.

Açık: 1 Kasım-31 Mart 10:00-17:00; 1 Nisan-31 Ekim 10:00-19:00

Kapalı: 1 Ocak

Giriş: San Marco Meydanı Müzeleri bileti ve Museum Pass ve Venice Card ile ücretsiz.

• • •

Venedik’in Müzeleri

Palazzo Contarini del Bovolo

Venedik’in gondolları kadar tanınmayan, hatta daha önce resimlerini görenlerin Venedik’te olduğunu bile pek bilmediği masal kitaplarından çıkmış gibi duran salyangoz şeklinde merdivenleri ile ünlü binası, Palazzo Contarini del Bovolo da görülmeye değer. Merdivenlerin kendilerine has ismi (Scala del Bovolo) olduğu düşünüldüğünde Venedik mimarisinin önemli parçası sayılan binadan daha meşhur oldukları tahmin edilebilir.

Ca’Rezzonico 18. Yüzyıl Venedik Müzesi

Venedik yaşam tarzını sevdiyseniz, kendinizi kabarık etekler içinde Venedikli bir kadın veya kolları dökümlü gömlekler, hafif topuklu ayakkabılar ve pantolonun üstünde dize kadar gelen çoraplar ile Venedikli bir erkek gibi hayal ediyorsanız, Venedik sanatını ve zenginlerinin hayatını yakından görebileceğiniz Ca’Rezzonico’yu mutlaka ziyaret etmelisiniz. Yüksek tavandan neredeyse yere kadar uzanan avizeleri ile balo salonu ve ikinci kattaki Canaletto eserlerini gittiğinizde mutlaka görmelisiniz.

Açık: 1 Nisan-31 Ekim 10:00-18:00; 1 Kasım-31 Mart 10:00-17:00

Kapalı: Salı, 25 Kasım, 1 Ocak ve 1 Mayıs

Giriş: 8 €, Museum Pass ve Venice Card ile ücretsiz

Palazzo Mocenigo (Kostüm ve Kumaş Tarihi Müzesi)

Bugünkü moda ve İtalyan moda evlerinin lüks mağazaları ile değil de Avrupa tarihinin moda üzerindeki etkilerini veya insanı farkında olmadan etkileyen parfümlerin ve esansların tarihini merak ediyorsanız Palazzo Mocenigo’yu ziyaret edebilirsiniz. Her sene çok sayıda sergiye ev sahipliği yapan Palazzo Mocenigo’yu tekstil meraklıları ziyaret edebilir. Unutmadan sadece tekstil değil aynı zamanda dekorasyon ilgiliyseniz de burayı gezebilirsiniz.

Kapalı: 2013 sonbaharına kadar kapalı

Venedik Doğa Tarihi Müzesi (Museo di Storia Naturale di Venezia)

Venedik tatilinize çocuklar ile birlikte geldiyseniz ve onlar için gondolların kayıktan farkı yoksa, Grand Canal artık daha fazla ilgilerini çekmiyorsa Venedik Doğa Tarihi Müzesidikkatlerini tekrar toplamak için doğru bir seçim olabilir. Müzenin içinde yürürken sadece koridorlar arasında dolaşmayacak aynı zamanda 700 milyon yıllık doğal hayatın içinde de karada ve denizde seyahat edeceksiniz. 18.60 metre uzunluğunda bir balinanın iskeletini başka nerede görebilirsiniz ki…

Unutmadan müzenin en ilgi çekici yerlerinden birisi de kendinizi şöminenin üzerinde onlarca doldurulmuş vahşi hayvan ve post asılı afrikadan yeni gelmiş bir avcının evinde hissetirecek sergisi olduğunu da söyleyelim.

Açık: 1 Nisan-31 Ekim 10:00-18:00; 1 Kasım-31 Mart, Salı-Cuma 09:00-17:00, Cumartesi-Pazar 10:00-18:00

Kapalı: Pazartesi, 25 Kasım, 1 Ocak ve 1 Mayıs

Giriş: 8 €, Museum Pass ve Venice Card ile ücretsiz

Ca’Pesaro – Modern Sanat Müzesi (Galleria Internazionale d’Arte Moderna)

Bir Viyana’daki Kunsthistorisches Museum olmasa da, yakın zamanda gittik de J, Gustav Klimt’in ve Chagall, Kandinsky, Klee, Moore gibi sanatçıların eserlerini Venedik’te de Modern Sanat Müzesi’nde görebilirsiniz. Modern sanat deyince gözü korkanlardasınız gitmeden önce sergilenen eserlere önceden bakıp içinizi rahatlatabilirsiniz çünkü oldukça etkileyici resimler ve heykeller var.

Açık: 1 Nisan-31 Ekim 10:00-18:00, 1 Kasım-31 Mart 10:00-17:00

Kapalı: Pazartesi, 25 Aralık, 1 Ocak ve 1 Mayıs

Giriş: 10 €, Museum Pass ve Venice Card ile ücretsiz

Ca’Pesaro – Asya Müzesi (Museo D’Arte Orientale)

Bu arada burası “bir müze alana ikincisi bedava” tadında; aynı binada olmasından mütevellit aynı bilet ile Asya Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Uzakdoğulu savaşçıların üniformalarından, samuray kılıçlarına kadar Avrupa’da görmeye pek alışık olmadığımız eserler bulunmakta.

Galleria Giorgio Franchetti alla Ca’ d’Oro

Geç gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olan binanın dış görüntüsünden dolayı altın ev anlamında kısaca Ca’ d’Oro denilen, çok sayıda dükün sırası ile oturduğu Palazzo Santa Sofia’nın tapusu, Venedik Cumhuriyeti’nin düşmesi ile sayısız el değiştirmeden sonra bugünkü sahibi olan Giorgio Franchetti’ye geçmiş. Baron sonrasında evi İtalyan hükümetine kendisine ait freskler, heykeller ve resimlerin sergilendiği bir müze (Franchetti Gallery) olması koşulu ile bağışlamış.

Açık: Pazartesi 08:15-14:00; Salı-Cumartesi 08:15-19:15; Pazar 10:00-18:00

Kapalı: 1 Ocak, 25 Şubat ve 1 Mayıs

Giriş: 6 €

Gallerie dell’Accademia

18. yüzyıla kadar olan Venedikli sanatçıların resimlerine adanmış bu müze aslında 1700lerden beri sanat restorasyonu da yapan Accademia di Belle Arti di Venezia’nın galerisi imiş. Akademinin çatısı altında 1817 yılından beri halka açık koleksiyonların sergilendiği müze, akademinin adının ve yerinin değişmesi ile diğer müzeler gibi İtalya devletine bağlanmış. Şimdi de köklerine uygun olarak Floransa Katedrali’nin kubbesinden tanıyacağınız Vasari gibi onlarca Venedikli sanatçının eserlerini sergilemeye devam ediyorlar. Gallerie dell’Accademia’nın belki de en meşhur eseri Leonarda da Vinci’nin 1490 yılında çizdiği Vitruvian Man… Romalı mimar Vitruvius’un ideal insan ölçülerini oranlardan çizgilere çeviren bu eser aynı zamanda Leonarda da Vinci’nin de oranlar üzerine olan ilgisinin de bir tür kanıtı.

Açık: Pazartesi 08:15-14:00; Salı-Pazar 08:15-19:15

Kapalı: 1 Ocak, 25 Aralık

Giriş: 9 € (Palazzo Grimani Müzesi dahil).

Bu arada söyleyelim Gallerie dell’Accademia’dan çıktıktan sonra Rialto Köprüsü kadar kendine özgü olmasa da 1932 yılında inşa edilen Venedik’in Grand Canal üzerindeki dört köprüsünden biri olan akademinin adını verdiği Ponte dell’Accademia köprüsünden Grand Canal manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

Donanma Tarihi Müzesi (Museo Storico Navale)

San Marco Meydanı’nın doğusundaki tersanede yer alan İtalya Deniz Kuvvetleri’nin Donanma Tarihi Müzesi II. Dünya Savaşı’ndaki torpillerden tarih kitaplarındaki Venedik – Osmanlı Savaşı’ndan (1499-1503) aşina olduğumuz rüzgarla dolmuş yelkenlilerin modellerini bir arada bulabilirsiniz. Tersaneye kadar yürüyeceğiniz için yüksek bir beklentiniz varsa çok tavsiye edemeyeceğiz, kararsız kaldıysanız önceden sanal turu deneyebilirsiniz.

Venedik küçük de olsa labirent gibi kanalları ve ara sokaklarında bu kadar müzeyi ararken kaybolmamak için haritaya ihtiyacınız olabilir.

• • •

Rialto Köprüsü ve Çevresi (Ponte di Rialto)

San Marco Meydanı’nda Venedik’te görülmesi gereken yerlerin önemli bir oranını gezip, listemizdeki gidilecek yerler listesindeki maddelere birkaç çizik attıktan sonra, sıra Venedik’in ara sokaklarının tadını çıkarmaya geldi. Aklımızdaki hedefimiz her ne kadar Rialto Köprüsü olsa da elimizde harita olmadan birbirinin aynısı gibi görünen sokaklarda, daha doğrusu kanallarda yön bulmak o kadar da kolay değil. Elm Sokağı Kabusu filmlerindeki Freddy Krueger’dan umutsuzca kaçan kızlı erkekli gruptan hatırladığımız o ünlü repliği birkaç kez söylemek olası, “buradan daha önce de geçmiştik”.

Venedik sokaklarındaki sayısız kaybolmalar, yol sormalar, önce kendinden emin adımlarla sola sonra gerisin geri sağa dönmelerden sonra neredeyse 500 yaşındaki taş kemer şeklindeki Rialto Köprüsü’ne (Ponte di Rialto) vardık. Grand Canal’ın ayırdığı San Marco ve San Polo bölgelerini birbirine bağlayan Venedik’in en eski köprüsü, Venedik’i temsil eden neredeyse simgeyi; vaporettoları, gondolları, Grand Canal’ı en güzel yere ulaşmaya çalışan diğer turistlerin arasından omuzlarını daraltıp sıyrılarak geçip hakim bir konumdan doya doya izleyecebileceğiniz bir yer.

Rialto Pazarları

Rialto Köprüsü’nden manzaranın tadını çıkardıktan sonra San Polo tarafındaki Rialto Pazarı’ndan rengarenk tezgahlarından alışveriş yapabilirsiniz. Rialto Köprüsü’nün merdivenlerinden indikten sonra hemen sağınızda kalacak saat kulesinin yanından kıvrılıp Grand Canal’ın yılan gibi döndüğü Erberia’da ayaklarınızı lagunda çırparak dinlenebilir veya Pescheria’da (Rialto Balık Pazarı) dolaşabilirsiniz.

Campo San Polo

Artık Rialto Köprüsü’nden geçip San Marco ile yin yang gibi iç içe geçmiş San Polo’ya vardığınızda Venedik’in en büyük meydanlarından Campo San Polo’yu gezebilirsiniz, ayrıca hazır buraya kadar gelmişken San Marco Bazilikası’ndan sonra şehrin en önemli kiliselerinden olan 600 yaşındaki Santa Maria Gloriosa dei Frari’yi de ziyaret edebilirsiniz.

Scuola Grande di San Rocco

Eğer sadece kanalları için gelmediyseniz Venedik’in gezilmesi gereken yerlerinden birisi de San Polo’nun ve Venedik’in en güzel resimlerini barındıran Scuola Grande di San Rocco… Boynunuzu ağrıtacak kadar güzel, birbirini takip eden onlarca farklı resim ve altın sarısı işlemeli çerçeveleri ile dolu yüksek tavanlı büyüleyici ana salonu bile tek başına görmek için mazeret sayılabilir.

Açık: 09:30-17:30

Kapalı: 25 Aralık ve 1 Ocak

Giriş: 10 €

Yön duygusu gelişmiş turistler için Rialto Köprüsü’nün haritasına gitmeden önce göz gezdirmekte fayda olabilir.

Venedik’in Kiliseleri

Venedik’in San Marco Bazilikası dışındaki kiliseleri İtalya’nın Floransa, Roma, Vatikan veya Pisa gibi diğer turistik şehirlerindekiler kadar meşhur olmasalar da zamanınız varsa görülmeye değerler.

İlk olarak San Marco Meydanı’na birkaç dakika uzaklıktaki San Zaccaria ile Venedik kilise turunuza başlayabilirsiniz. Kilisenin en meşhur olduğu özelliği ise altardaki Giovanni Bellini’nin Madonna ve Azizler eserine ev sahipliği yapması. San Marco Meydanı’nın batısındaki turist kalabalıklarının pek de keşfetmediği Santa Stefano Meydanı’nda yer alan Santo Stefano Kilisesi (Chiesa di Santo Stefano) gotik mimarinin özelliklerini taşıması açısından görmeye değebilir. Sürekli kerteriz aldığımız San Marco Meydanı’ndan bu sefer de Rialto Köprüsü’ne giderseniz Rönesans mimarisinin izlerini taşıyan Santa Maria Formosa Kilisesi’ni (Chiesa di Santa Maria Formosa) gezebilirsiniz.

Koro Bileti

Hala Venedik’te geçireceğiniz vaktiniz kaldıysa ve heykelleri, resimleri ve mimarisi ile bin yıllık sanat tarihini barındıran daha fazla kilise görmek istiyorsanız Venedik Patrikhanesi Kilise Derneği’nden alacağınız Koro Bileti (Chorus Pass) ile 16 kiliseyi gezebilirsiniz.

Her kilise için 3 € ödeyeceğiniz düşünüldüğünde dört ve daha fazla kilise gezmeyi düşünüyorsanız bu biletler daha uygun olacaktır; çünkü bir kişi 10 €, aile bileti (2 ebeveyn ve bir çocuk) ise 20 €.

Bu biletle girebileceğiniz kiliseler; Santa Maria del Giglio Kilisesi, Santo Stefano Kilisesi, Santa Maria Formosa Kilisesi, Santa Maria dei Miracoli Kilisesi, San Giovanni Elemosinario Kilisesi, San Polo Kilisesi, Santa Maria Gloriosa dei Frari Bazilikası, San Giacomo dall’Orio Kilisesi, San Stae Kilisesi, Sant’Alvise Kilisesi, San Pietro di Castello Kilisesi, Santissimo Redentore Kilisesi, Santa Maria del Rosario Kilisesi, San Sebastiano Kilisesi ve San Giobbe Kilisesi.

Bu kadar kiliseyi gezmeyi planlıyorsanız aşağıdaki haritadan daha fazlasına ihtiyacınız olabilir J

• • •

Venedik’te Yürüyüş

Eğer “ben öyle yönümü bulamam, yine de kimseye adres sormam” veya “gezerken önceden plan yapmam, yol beni nereye götürürse oraya giderim” diyenlerdenseniz Venedik’te sadece sokaklarında yürüyüş yapsanız da olur. Çünkü ihtişamlı maskeler ile dolu vitrinleri, enteresan hediyelik eşyalar satan mağazaları, tırnağınız kadar büyüklükteki orkestaların sergilendiği dükkanları, rüzgarla dans eden ateşi romantizm kokusu yayan mumlukların yanında pazarlık eden işportacıları, daracık kanalların üzerinden geçerken başkalarından fotoğrafınızı çekmenizi istetecek basitlikteki dört adımda biten minik köprüleri, elindeki terazi ile kılıcını güçlü için değil de haklı olan için savuracağını söyleyen heykelleri, lagünün hoyrat davrandığı ama hala batmamak için kütüklerin üstünde durmaya çabalayan evleri, geceleri fotoğraf çekmeye çalışırken davetsiz bir misafir gibi kadrajınızdan hızlıca geçen tekneleri, kuafördeki süsünü yeni bitirmiş gibi görünenden, üstüne bir mont alıp sokaklarda şöyle bir yürüyüşe çıkmışına, sahibi lokantada maç izlerken sokakların o hengamesinde, telaşında dünya umrunda olmadan kapının dışından onunla golleri takip eden türlü çeşit evcil köpeği ile Venedik’in ara sokakları, başlı başına, bu kadar gezmenin üstüne fotoğraf makinenizin az kalan hafıza kartını zorlayacak bir kültürel ve turistik etkinlik.

a

Venedik Bienali (La Biennale di Venezia)

Bu arada Venedik’in gondolları kadar olmasa da meşhur olduğu bir konu daha var; bienal… Çünkü bienallerin ilki Venedik’te yapılmış. Eğer tatiliniz Venedik Bienali’ne denk geliyorsa buraya kadar gelmişken orijinalini ziyaret etmemek olmaz. Bu arada bienal ne ola ki gibi bir soru varsa, cevabını da verelim; iki yılda bir yapılan aktivite demekmiş :)

• • •

Daha fazlası…

Venedik’te yapılacaklar bu kadarla sınırlı değil… Grand Canal Turu, gondol turu ve Venedik’in adalarını gezmek de olmazsa olmazlardan.

Venedik’te gezilecek yerler sayfamızdan memnun kaldıysanız yeni yerler, fotoğraflar; bu arada belirtelim müzelerin içindeki fotoğraflar haricindeki fotoğrafları Venedik gezimiz sırasında çekmiştik, ve daha fazlası için facebook/saventravel sayfamızı da beğenebilirsiniz.

You may also like...