Şehre bir “şizofren” gelmiş…

Her ne kadar etrafımızdan “sadece projeksiyon ile yansıtılmış Van Gogh eserleriymiş”, “e tabi gerçeklerini getirmek zordur” gibi eleştiriler duymuş olsak da Abdi İbrahim’in 100. yıl hediyesi Van Gogh Alive için İstanbul Modern’in hemen yanındaki Antrepo 3’ün yolunu tuttuk.

Cumartesi öğle saatlerinde gittiğimizden kapıdaki merdivenlerde uzunca bir kuyruk vardı. Kuyruğun en başına geldiğimizde ise öğretmen olduğunu düşündüğümüz birisi “Tamam, bütün çocukları gönderin otobüslerden!!!”  diye bağırdı. “Bütün çocukları” mı??? sorusunu kendimize sorarken yanımızdan onlarca çocuk sergiye doğru koşmaya başladı. Maalesef onların tam arkasından da bizim sıramız geldi ve biletimizi alıp içeri girdik.

İçeri girdiğimizde öncelikle Van Gogh ve bazı eserleri hakkında kısa kısa bilgilendirme panolarını okuduk ki sergi biraz daha anlam ifade etsin bizim için. Van Gogh’un hayat hikayesini okuduğumda 90ların sonunda düzenlenmesinde bulunduğum Ulusal Psikiyatri Kongresi günleri aklıma geldi. Kongrede Van Gogh’un hastalığına özel bir bölüm ayrılmıştı ve o zaman kendisinin şizofren olduğunu, kulağını kesip sevgilisine gönderdiğini ve sarı renklere bu kadar düşkün olmasının sebebinin içtiği absentin yarattığı görme bozukluğu sonucu çevresini gerçekte de daha sarı görmesi olduğunu duymuştum.

İçeriğine gelince; gerçekten de sadece projeksiyondan resimlerin yansıtılmasından ibaret değildi ama tanıtımlarında bahsedildiği gibi resimlerin içinde de hissetmedik kendimizi. Yine de görülmesi gereken bir “deneyim” olabilir. Deneyim diyorum çünkü içeriye girdiğinizde gezmeniz gereken bir sergi değildi. Onlarca resim koca perdelere yansıtılmış, perdelerdeki resimler ise senkronize bir şekilde değişiyordu. Güzel bir yere konumlanıp; ki genellikle bu halının üstü oluyor, dört bir yandaki perdelere yansıyan resimlere müzik eşliğinde kendinizi kaptırmanız yeterli.

Öncelikle dönemin Hollanda’sını yansıtan projeksiyonlar sonrasında Van Gogh’un hayatından çeşitli anları duvarlarda donduruyor. Deneyim, resimleri ve mektuplarından kesitlerden sonra belki de Van Gogh’un hayatını sonlandırmaya çalıştığı tarlalara benzeyen ölümü betimlediği Buğday Tarlası’nda son buluyor.

İçerisi kapkaranlık olduğundan ortamın çok anlaşılacağı fotoğraflar çekemedik, ama en azından karanlığı avantaja çevirip gölgeler yaratabildik… :) En güzel görünen perdenin önüne konuşlanıp sırası ile yansımaların fotoğraflarını çektik. Tabi ki sürekli duran gölge de biziz…


Giriş ücreti: 18 TL (Biletix fiyatı)

Kapıdan alırsanız 15 TL, tasarrufunuz kişi başı %20 

Açık: 10 Şubat – 15 Mayıs 2012

Kapalı: Pazartesi

Adres: Antrepo 3, Meclis-i Mebusan Caddesi, Liman İşletmeleri Sahası, Tophane / İstanbul (İstanbul Modern’in hemen yanı)


Anahtar kelimeler: Van Gogh Alive, Van Gogh Alive İstanbul, Van Gogh İstanbul, Van Gogh Experience İstanbul,  Van Gogh Alive sergisi, Van Gogh sergisi, empresyonizm, İstanbul sergi


You may also like...