The Vasa Museum

Stockholm’deki ikinci günümüze bir tatil günü için oldukça erken sayılabilecek bir saatte başladık. Kısa bir tatil kaçamağı olacağından ve gezilecek çok fazla yer planlamamızdan dolayı tatilde otelin uyandırma servisi ile uyanmak zorunda kaldık. Sabah ilk iş Stockholm’da mutlaka görülmesi gereken neresi var diye sorduğunuzda muhtemelen birinci veya ikinci seçenek olarak karşınıza çıkacak olan Vasa Müzesi ile turumuza başladık. Açılış saatine göre kendimizi ayarlayarak ilk olarak Djurgarden adasındaki Vasa Müzesi‘ne (Vasamuseet) gittik, en azından biz zamanlamamızın çok iyi olduğunu zannetmiştik :) Doğrusunu söylemek gerekirse zamanlamayı çok da iyi ayarladığımız söylenemez çünkü vardığımızda maalesef müzenin açılış saati henüz gelmemişti ve hava Nisan ayı için çok ama çok soğuktu. Yarım saat erken olmasına, soğuk havanın da eklenmesi Vasa Müzesi’nin etrafında çok sayıda gezilecek yer olduğunu keşfetmemize neden oldu. Ancak müzeye girdikten sonra zaman düşündüğümüzden de hızlı geçti. Tek bir geminin olduğu müzede en fazla beş dakika kalacağınızı düşünebilirsiniz ama bizim herhalde bir saatten fazla zamanımız geçti ve bu rekora da aslında koridorlarda koşturarak ulaştık.

Dünyanın tek, 17. yüzyılda inşa edilip günümüze sağlam şekilde ulaşan savaş gemisi Vasa denize indirilmesinden çok kısa bir süre sonra 1628 yılında daha limandan bile çıkamadan şiddetli fırtına nedeni ile batar. Batmasının arkasındaki mühendislik hatasına gelince ise kralın olması gerekenden daha çok sayıda topun gemiye yüklenmesini istemesi gösterilmektedir. Geminin dikey kesitini gösteren maketinden de anlaşılacağı üzere iki kat top yüklü geminin batmamasına, dik durması için yüklenen altındaki taşlar yetmemiştir.

1956 yılına kadar bulunamayan Vasa, 1961 yılında hemen limanın çıkışındaki 300 yıldır uzandığı yatağından çıkarılmış ve karaya taşınmıştır. Meşe keresteleri suda geçen bunca zamandan sonra artık siyahlaşmış olsa da geminin güzelliklerini saklamaya yetmemektedir. Örneğin geminin kıç tarafındaki heykeller her ne kadar renklerini kaybetmiş olsa da şekillerinde neredeyse hiçbir bozulma olmamıştır. Evet artık heykeller rengarenk değiller ama duvarlarda renklendirilmiş halleri de sergilenmektedir. Ayrıca neredeyse parçalarının tamamının gerçek olduğu düşünülürse ne kadar kıymetli bir hazineden bahsedildiği daha kolay anlaşılabilir.


Created with oQey Gallery

Adres: Galärvarvsvägen 14, Djurgården.

Ulaşım: Yürüyerek Central Station’dan yaklaşık yarım saat uzaklıkta. Karlaplan metro istasyonuna kadar gelirseniz 10 dakikada yürüyerek ulaşabilirsiniz. En uygun yöntem ise şehir merkezinden geçen 7 numaralı tramvay ile gelmek. Nordiska Müzesi’nin önünde inip kolaylıkla ulaşabilirsiniz; Nordiska Müzesi’nin dışarıdan ihtişamına kapılmazsanız tabi :))

Giriş ücreti: 110 SEK (Stockholm Card ile ücretsiz)

Açık: Her gün 10:00-17:00, Çarşamba günleri 20:00’a kadar.


You may also like...